Muhammed Emir AKYOL/Youth Think Tank Genel Sekreteri

Hayat baş döndürücü bir hızla akıyor. Başarılması gereken görevler ve ulaşılması gereken hedefler listeleri uzuyor, tamamlanan her görev yeni bir görevin adeta kilidini açıyor. Modern çağın tüket, devam et ve biraz daha tüket öğretisi her birimizde doyumsuzluğu körükleyebiliyor. Başardıklarımızın, deneyimlediklerimizin farkına dahi varmıyoruz. Başarı ve başarısızlıktan ders almak gerektiği öğretisi yerini bu başardığın ne ki, senden çok daha iyileri var; daha fazlasını yapmak zorundasın öğretisi almış gibi duruyor. 2025 yılının son günlerinde koca 365 günü nasıl değerlendirdiğimizi doğru perspektifle ele almak için kaleme aldığım bu yazıda sebat ve derinleşme meselelerine temas edeceğim.

“Yeterince kalmadan başka yerlere varılmaz.” Yükte hafif pahada ağır bu cümlelerin üzerine düşünmek oldukça kıymetli. Yaşam kariyerinin etrafı zorluklarla örülmüş durumunda. Ev, aile, iş, kişinin kendisinden bekledikleri sarmalında birçok görev bizi kuşatmış halde. Çoklu görevlerle uğraşırken bir görev üzerinde yeterince kalmak zor gelebiliyor. Aynı anda çok sayıda işi yapmaya çalıştığımız senaryolar oldukça tanıdık olmalı. Çevrim içi bir dersi dinlerken, bir video izlerken ev işlerini halletmeye çalışıyoruz. Müzik dinlemek her aktivitemizin ek bileşeni rolünde. Bir işe tam anlamıyla odaklandığımız anlar artık çok kısıtlı seviyede. Bu noktada demini almış bir çay metaforu üzerinden düşünebiliriz. Çayı demlediniz, yeterince çökmeden bardağa koyabilirsiniz. Rengi açık, seyretilmiş ve haşlanmış bir tat damağınızı kuşatacak. Teknik olarak çay içmiş olduk mu? Evet. Ancak ne içtiğimizden bir şey anladık ne de keyif aldık. Üstelik malzemeleri de israf ettik. Tam aksi senaryoda ise yeterince beklediniz, tavşan kanı kıvamına gelen bir bardak çayı hazır ettiniz. Günün yorgunluğu her yudumda bedeninizden ilmek ilmek uzaklaşabilir. Bunu sağlayan şey demlenmekti. Yani çay yaprakları suda yeterince kaldı ve oradan bardağa geçti. Paragrafın başındaki temel önerme basit bir metafor üzerinde dahi etkili. Şimdi ibreyi kendimize çevirelim. Büyük hedefler belirlemiş olabiliriz, o hedefe ulaşmak ciddi adanmışlık gerektirecek. Sebat göstermeyi gerektirecek çokça an olacak. Terle, göz yaşıyla bezenmiş bir hikaye yazılacak. Ancak bu bir anda olmayacak. Sebat vadisinde yeterince vakit geçirmeden güneşi görmek kolay değil. Modernite ise bunun tam aksini savunuyor: Zaman az, görev çok. Yüzeysel de olsa bilgiyi edin ve geç. Derinleşmek zaman kaybıdır. Düşünüldüğünde farklı alanlarda bilgi edinmenin çok önemli olduğu söylenebilir, bu tartışılmaz bir gerçek. Ancak atlanan nokta bir alanda ciddi müktesebata sahip olmanın tek yönlülük olarak zannedilmesidir. Oysa ki bir alanda derinleşmiş bir kimse doğal olarak farklı alanlarla da temasını arttıracak, hakim olduğu alana irili ufaklı becerileri ekleyecek. İyi hatip olan bir kişinin hatipliğini sadece ses tonu üzerinden mi değerlendiririz yoksa kullandığı kelime adedinden, çeşitlerinden mi? Güzel konuşan biri gür bir ses ve net ifadelere sahip olmasının yanında çok sayıda kelime de biliyordur. Yani bir alandaki derinlik farklı bir alana da temas etmiş oldu. Demek ki çoklu görevlerle başa çıkmanın yegane yolu biraz yavaşlamak, demlenmek, derinleşmek ve sebat göstermek. Bu üçlüyü yakaladığımızda başarı uzakta değil.

Yılın son günlerinde 2025 yılında başardıklarımızı, derinleştiklerimizi muhasebe edelim. Bu zamana kadar edindiklerimizi bize getirenin ısrarlı ve istikrarlı bir şekilde çalışmak olduğunu hesaba katalım. 2026’da başarılacaklar listesi oluştururken sabrı, sebatı ve istikrarı baş ucuna koyalım. Başarı çoğu insanın tabiriyle doğru zamanda doğru yerde olmanın ötesinde; doğru zamanda, doğru yerde ve yeterli derinlikte bulunmak anlamına gelir. İsabetli hedefler listesi oluşturmanız dileğiyle, iyi muhasebeler 🙂

Similar Posts

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir