Muhammed Emir AKYOL/Youth Think Tank Genel Sekreteri

Rotamızın yeni durağı bir serhat coğrafyasına ait. Bosna Hersek… Osmanlı’nın serhat bölgesi, Avrupa’ya açılan kapısı Bosna Hersek’te yönetim kurulu başkanımız Mehmet Ali KESKİL ile birlikte kurban bayramını geçirdik. 5 günlük sürede farklı şehirleri gezme imkanı bulduk. Bosna Hersek’e dair detaylı gezi yazısını yönetim kurulu üyemiz Beytullah İLERİ iki parçada yayınlamıştı. O sebeple bu yazı Bosna’da ne yapılır sorusuna cevap vermekten çok oradaki deneyimlerimize ilişkin olacak.

Ülkemizde Bosna’nın itibarı hayli yüksek. Aliya İzzetbegoviç halkımızın ciddi teveccüh gösterdiği bir lider. Bununla birlikte ödüllü yarışmalarda kültür turu hediyesi olarak Bosna Hersek gezisinin ikram edildiğine de şahitlik ediyoruz. Ayrıca Bosna’nın bir balayı rotası olduğunu da vurgulayabiliriz. Tüm bunlar Bosna’nın ülkemiz nezdinde kıymetli olduğunu gözler önüne seriyor.

Balkanlara Yaklaşım: Romantizm mi, Gerçeklik mi?

Balkan coğrafyasının tamamı için ortak düşüncelere sahibiz. Ortak bir tarih anlatısına sahip olmak şüphesiz çok etkili. Bu durum bir parça romantik düşüncelere kapılma sonucunu doğurabiliyor. Balkan coğrafyasına yaklaşımımız genelde ayakları yere basan bir teamülden çok Osmanlı faktörü, ortak geçmiş, kökler ve bağ üzerinden gidiyor. Bu durum ise Balkan ülkelerindeki gerçeklikten bizi kopartabiliyor. Dolayısıyla bilgi temelli ilerlemek, oradaki yaşantıya bizzat tanıklık etmek bölgenin gerçeklerini idrak etmek için son derece önemli.

Bir Serhat Coğrafyasının Tarihsel Örselenmesi

Serhat, sınırda gayrimüslimlerle savaşılan yer anlamında kullanılan bir ifade. Bosna, Hırvatistan ve Sırbistan bağlantısıyla Osmanlı dönemi için Avrupa’ya açılan kapı ve bir serhat coğrafyası. Bosna’nın konumunun yanında tuz, kömür ve kurşun madenleri konusunda hatırı sayılır bir zenginliğe sahip olması bölgeyi tarih boyunca cazibe merkezi haline getirmiş. Öyle ki Saraybosna’nın kalbinde yer alan Gazi Hüsrev Bey Cami’nin bir diğer adı Kurşunlu Cami; çünkü caminin ısı yalıtımında kurşun madeninden faydalanılmış. Madenler konusundaki bu zenginlik zaman içinde bölgenin önemini arttırmış.

Osmanlı’nın bölgeden çekilmesi ile Avusturya-Macaristan İmparatorluğu bölgeye hükmetmiş. Bu da demiryolu yapımı, elektrikli tramvay kullanımı gibi alanlarda gelişimi beraberinde getirmiş. Osmanlı’nın bölgeden çekilmesiyle Bosna halkı ciddi bir örselenme yaşamış. Bu süreçte yaşananları Alahimanet Bosna adlı eserden detaylıca okuyabilirsiniz. Halk Osmanlı topraklarına göç etmek için ciddi çabalarda bulunsa da herkes gelememiş, gelenler de zor şartlar içerisinde yaşam sürmek durumunda kalmışlar. Bir anlamda Edward Said’in tabiriyle yersiz yurtsuz bir kimliğe geçmişler.

Bugünün Bosna’sında Müslüman Olmak

Yaşanan bu örselenmenin bugüne yansımalarını okumak değerli. Avusturya-Macaristan’ın bölgeye girişi, Katolik propagandanın baskınlığı, Sırp milliyetçiliği ve 1992-1995 arasındaki sistematik soykırım faaliyetleri bölgedeki İslami dokuyu doğrudan etkilemiş görünüyor. Bu çıkarım elbette kişisel. Osmanlı eseri çok sayıda caminin kapalı olduğuna tanıklık ettik. Yalnızca namaz vakti açılan camiler cemaatin ayrılmasının ardından hızlıca kapatılıyor. Avrupa ülkelerinin bölgeye ciddi bir teveccüh gösterdiğini de söylemek yanlış olmaz. Almanya, Hırvatistan gibi ülkelerden çok sayıda turist bölgeyi geziyor. Özellikle ülkemizden bölgeye ciddi bir ilgi var. Ancak buna rağmen, Aliya İzzetbegoviç’in kabrini bayram öncesinde ziyaret ettiğimizde mezarlığın oldukça sakin olduğunu gördük. Srebrenitsa Potoçari Anıt Mezarlığı için de maalesef aynı tenhalıktan bahsedebiliriz. Avrupa’nın Müslüman ülkesi etiketine sahip Bosna’daki yaşantıya gerçekçi gözlüklerle bakmak kıymetli. Doğası, geçmişi ve leziz mutfağıyla elbette gezilesi bir yer. Ancak arka planda nelerin yer aldığını bilmek gerekiyor.

Bayram namazını Gazi Hüsrev Bey Cami’de kıldık, hutbeyi Bosna Hersek İslam Birliği Başkanı Husein Kavazovic irat etti ve Bosna Hersek’te yaşayan Müslümanlar arasındaki birliğe vurgu yaptı. Husein Kavazovic adıyla internette bir tarama yapıldığında Boşnakların yaşadığı İslamofobi ile ilgili çokça açıklama görebilirsiniz. Sistematik ayrımcılık, kamu hizmetlerinde aksaklıklar, Sırp özerk bölgesinde çalışan imamların yaşadıkları problemler, nefret söylemine maruz kalma gibi çok sayıda sorun göze çarpıyor. Alperenler Tekkesi’nin yer aldığı Mostar, Gazi Hüsrev Bey’in kurduğu vakıf marifetiyle şehir kimliği kazanan Saraybosna, soykırımda hayatını kaybeden 8372 kişinin yer aldığı Srebrenitsa… Bu beldelerde yaşayan Müslümanların günümüzde hangi şartlar içerisinde yer aldıklarına dair farkındalığa sahip olunması değerli.

Yazımızı rota önerisi ile nihayete erdirelim. Saraybosna – Mostar – Neum hattını kullanıp ülkenin kuzeyinden güneyine güzel bir yolculuk deneyimleyebilirsiniz. Kravitsa Şelalesi, Vrelo Bosna tabiat parkı doğayla iç içe olmak için muazzam seçenekler. Zamanınız varsa bu şehirlere Tuzla, Travnik ve Banja Luka da eklenebilir. Bosna’da gezilecek yerlerin kahir ekseriyeti Mostar ve Saraybosna’da olsa da; denize girmek için Neum, Sırplar tarafından yıkılan ve ülkemizin gayretleriyle inşa edilen Ferhat Paşa Cami’yi görmek için Banja Luka, Osmanlı bakiyesi yerleşimleri ve köyleri görmek için Travnik hatları tercih edilebilir.

Yolların dağlık, dar ancak manzaranın muazzam olduğu eklemesiyle yazımızı noktalayalım. Bosna gezisinde araç kiralamak konforu ve görülecek yerlerin sayısını arttırmakla birlikte daha zengin bir deneyim sunacaktır. Detaylı rehber için şu iki yazı ideal:

Selametle..

Potoçari Anıt Mezarlığı-Srebrenitsa

Gazi Hüsrev Bey Külliyesi

Neum

Mostar’da Sabah Vakti

Serhat Ülkesinde Bayram Namazı: Gazi Hüsrev Bey Cami

Similar Posts

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir