Muhammed Emir AKYOL/Youth Think Tank Genel Sekreteri

Hayat karşımıza farklı kişilik özelliklerine sahip insanları çıkarır. Sosyal bir canlı olmanın gereğince iş ve özel hayatımızda çok sayıda insanla doğrudan muhatap oluruz. Bazı insanlarla geçirdiğimiz süre su gibi akıp giderken bazılarıyla aynı ortamı solumak zor gelir, bunalırız. Bizi hayatta tutan, diğerleriyle temas kurmamızı sağlayan personalara sahip olmamız elbette faydalı. Maskeler olmadan ilişki ağları içerisinde var olmak olanaksız. Hal böyle olsa da hayatımızı zorlaştıran profilleri mercek altına almak önemli. Elbette bu satırlar, karşımızdaki profilleri sihirli bir değnekle değiştirmeyecek. En azından benzer bir profille muhatap olduğumuzda kitleyi bilmenin getirdiği avantajla kendimizi doğru şekilde konumlandırabiliriz.

Evet, inceleyeceğimiz profil çeşitli açılardan büyüse de davranış örüntüsü aynı oranda gelişmeyenlere dair. Büyümenin tanımının ucu açık. Buna yaş, fiziksel gelişim, makam, şan, şöhret, ünvan gibi birçok başlık dahil edilebilir. Esasında yaş almak, tedrisattan geçmek insanı olgunlaştırır gibi düşünülebilir. Ancak bu süreçler her zaman olgunlaşmayla maalesef sonuçlanmıyor. Aksine daha eğitimli olmak, bir konuda otorite olmak ters etki yapıp insanı en azından sergilediği davranışlar açısından çocuklaştırabiliyor.

Akademik dünyada, iş hayatında, akraba ve arkadaşlık ilişkilerinde bu profil bizi sıklıkla zorlayabilir. Sahip olunan bilgiyi veya statüyü bir tahakküm aracına dönüştürmek ve diğerlerini birer basamak olarak görmek, bu profilin en belirgin örüntülerindendir.. Bu kişilerin iletişim kabiliyetlerinin ciddi ölçüde hatalar barındırdığına da şahitlik edersiniz. Dedikoduyu temel enstrüman olarak kullanan bu kitle sizinle birlikteyken asla kötü bir şeyden söz etmez. Aksine sizin güçlü yönlerinizden konu açar ve sizin yanınızda o esnada sizi duyamayacak olan farklı bir insanın eksikliklerini gündem edinir. Elbette başka birinin yanında da sizden bahis açılacağını tahmin etmek zor değil. Yüz yüze iletişimde de ciddi eksiklikler bu profilde bariz olarak görünür.

Bu kişiler yaşadıkları problemleri şikayet kültürünü düstur edinerek aktarır, kendisini asla sorumlu tutmaz. Onu mağdur edecek olan araç mutlaka sistem tarafından üretilmiştir. Sistem ya da diğerleri onu zorlamasa her şey yolundadır çünkü o hatasızdır, en çok özveriyi o gösterir. Bulunduğu yerin en çok yorulanı odur. Bu durum size öyle bir aktarılır ki siz kendi meşgalelerinizi unutup karşı tarafa acımaya başlarsınız. Halbuki sizin zamanınız o esnada gasp edilmiştir, başkasının derdini, tasasını yüklenip kendi dertlerinizi unutur hale gelirsiniz. Dıştan denetimli olmayı adeta bir savunma mekanizmasına dönüştüren bu profil olup bitendeki etkisini asla düşünmez. Salt kaderci bir anlayışı kederciliğe evriltir. Hayat şartları onun için hep zor olmuştur, bunu değiştirecek enerjisi asla yoktur. Onun enerji depoları çevredekilerin gayretini aşağılamak, olayları basit göstermek ve en çok yorulanın, çalışanın, acı çekenin kendisi olduğunu kanıtlamak için tamamıyla doludur. Profili daha da çeşitlendirmek mümkün ancak burada duralım.

Maskelerin ardındaki bu çocuksu tahakkümü fark ettiğimizde, enerjimizi onları değiştirmeye harcamak beyhude bir çabadır. Asıl mesele, bu yorucu sahnede kendimizi doğru konumlandırmak ve kendi zamanımızın gasp edilmesine artık izin vermemektir. O sebeple ajandamızı bizi inşa edecek işlerle doldurup kendi gündemimizi belirlemek, atılacak adımların başında geliyor. Zira başkasının bitmek bilmeyen dramında figüran olmak yerine kendi hikayemizin başrolünde kalmak, psikolojik sağlamlığımızı korumanın ve hedeflerimize odaklanmanın temel yoludur.

Başkalarının kaosları bizim gerçekliğimiz olmak zorunda değil.

Selametle..

Similar Posts

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir