Muhammed Emir AKYOL / Youth Think Tank Genel Sekreteri

Çoğumuzun baş döndüren bir akış içerisinde koşturduğu aşikar. Hayatın temposuna ayak uydurmak bazen oldukça güç. Amansız bir koşturmanın içerisindeyken yaşadıklarımıza dair farkındalığımız kaybolabiliyor. Otomatik pilot modunda hayatı idame ettirmek güzellikleri fark etmemizin önüne set çekebiliyor. Bu yazıda sürekli biçimde sonraki hikayeyi kovalarken yaşadıklarımızın üzerinde duracağım.

İnsan hedefleriyle bir bütün. Bir insan için aynı noktada sabit kalmak olanaksız. Daha ileriye ya da daha geriye doğru bir gidişten söz edilebilir. Elbette daha ileriyi hedeflemek değerlidir. İçerisinde bulunduğumuz şartları iyileştirmek oldukça kıymetlidir. İnsanın kendisini geliştirme, müktesebatını arttırma arayışı birçok kazanımı beraberinde getirir. Bununla birlikte hedefleri kovalarken belirli periyotlarla sistemi yavaşlatmak işlevsel çıktılar ortaya koyabilir. Kendimizi bir maratonda hayal edebiliriz. 42.195 metrelik bir maratonun her metresi aynı tempoda koşulabilir mi? Sanırım bu soruya evet cevabını veremeyiz. Enerjiyi doğru şekilde kullanıp ideal noktada hızlanmak ve zirveye çıkmak bizi dereceye sokabilir. Gündelik hayattaki hedeflere erişmek de bir anlamda maraton koşmak gibidir. Daimi bir yükseliş grafiği yakalamanın olanaksızlığı bir tarafa bu hedefi kuşanmak hayal kırıklığına ve dolayısıyla hevesi yitirmeyle sonuçlanabilir. O halde yaşadıklarımızın üzerine düşünmek, tefekkür etmek son derece kıymetli.

Şu ana dek belki de hayatımızın en güzel zamanlarını yaşadık, güzel başarılar tattık. Ancak bu başarıları yaşarken, bu başarıya kavuşmak için gecemizi gündüzümüze katarken sürecin tam manasıyla farkında değildik. Eksiklikler tadımızı kaçırdı, her şeyin kusursuz olmasını istedik. Ve edinmek için çaba sarf ettiğimiz, ulaştığımız başarıların farkına dahi varamadık. Çünkü başarı olması gerekendi ve sonrasında başarılması gereken muhakkak daha zor bir görev vardı.

Eksik olanla fazlaca iştigal ettik, mutluluğu ve refah içerisinde bulunmayı her şey eksiksiz olduğunda edineceğimizi düşündük. Bir zaman sonra içerisindeyken fark etmediğimiz güzellikler anıya dönüştü ve biz bu anıların ne kadar kıymetli olduğunu yıllar sonra anladık.

Bu yazıyı okurken ,belki de, yukarıda tanımladığım güzel anıların tam içerisinde bulunuyor olabilirsiniz. Hayatımızdaki güzellikleri, minnettar hissettiren yaşantılarımızı anıya dönüşmeden fark etmek bizim elimizde. Şükretmek için ne kadar fazla sebebimiz olduğunu idrak etmek için yıllar boyunca beklemeye gerek var mı? Bununla birlikte bu güzellikleri fark etmek kendimize olan saygımızı arttırmaz mı? Başardıklarımızı, başarırken fark etmek azmimizi arttıracak, rotamıza yön verecek. Ve kendimizi takdir etmenin kıymeti açığa çıkacak. Çünkü başarılarımızı, tökezleyip yılmadan ayağa nasıl kalktığımızı yıllar sonra değil olayın üzerine idrak edeceğiz.

Başarı, mutluluk, şükür ve minnettarlık durakları anıya dönüşmeden, geçmişe derin bir hasret çekmeden de hayatımıza yön verebilir. Bir sonraki hikayeyi kovalarken bazen yavaşlamak gerekir. Maratonun keskin sınırları yok, yolunuzun ne kadar uzun olduğunu kim bilebilir.

Similar Posts

One Comment

  1. “Hayatın koşuşturması içinde çoğu zaman elimizde olan güzellikleri fark edemiyoruz. Bu yazı, durup düşünmenin ve şükretmenin ne kadar kıymetli olduğunu çok güzel hatırlatıyor.”

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir